Tel: 0 224 239 65 06 - Gsm: 0 530 875 14 79
“Bel ve Boyun Fıtığı hastalarının%98’i ameliyatsız yöntemlerle iyileşmekte olup,
ameliyat sadece hastaların %1-2’sinde gerekmektedir.”

Omuz Sıkışması (Subakromiyal impingement) Sendromu

Omuz sıkışması (Subakromiyal impingement) sendromu omuz ağrılarının en sık nedenlerinden biridir. Hastanın şikayetleri tipik olarak baş üstü hareketlerde ağrı, gece hareket sırasında ve üzerine yatarken ağrı şeklindedir. Saç tarama veya diş fırçalama da omuzda ağrı ve rahatsızlık hissi olduğunu söylerler.
 
Omuz röntgeninde akromiyon ile humerus başı arası mesafe ortalama 1,1 cm’dir (1,0–1,5 cm). Bu iki yapı arasında kalan rotator manşet (çoğunlukla supraspinatus tendonu), biseps kasının uzun başı, bursa ve korakoakromiyal bağ bulunur. Çeşitli nedenlerle bu subakromiyal bölgedeki yapılarda sıkışma olduğunda semptomlar ortaya çıkar.
 
Bu hastalığı 1972’ de ilk olarak tarif eden Neer, omuz sıkışmasının üç evresi olduğunu açıklamıştır.
 
Evre 1: Akut inflamasyon, ödem ve rotator manşetin hemorajik patolojisinin gözlendiği durumdur. Bu evre genellikle konservatif(ameliyatsız) tedavilere iyi cevap alınan evredir. (daha çok 25 yaş altı genç hastalarda görülür)
 
Evre 2: Fibrozis ve rotator manşet tendiniti oluşmuştur. Bu evrede, rotator manşette parsiyel yırtıklar görülebilmektedir. Omuzdan farklı sesler duyulabilir. (daha çok 25 – 40 yaş arasında görülür)
 
Evre 3: Rotator manşette tendon yırtıkları, korakoakromiyal arkta osteoartritik değişiklikler (Aşınma, kireçlenme) görülür. Genellikle 40 yaş üstünde gözlenen bu evre anterior akromiyoplasti ve rotator manşet onarımı gibi cerrahi prosedürlerle tedavi edilebilmektedir.
 
Tanı: Bu rahatsızlığın teşhisi için; iyi alınmış bir anamnez, hastanın şikayetlerine yönelik yapılan tam bir fizik muayene ve son olarak da omuz grafisi ve MR tetkiki gerekmektedir.
 
Tedavi: Omuz sıkışması sendromunda (Subakromiyal impingement)
 
Evre 1 vakalarda konservatiftir (ameliyatsız tedavi) Antiinflamatuar ilaç tedavisi, soğuk uygulama,ağrılı hareketlerden kaçınma, ağrıyı arttırmayan pasif pandüler omuz egzersizleri ile başlanıp tedavi de başarı sağlandıkça aktif egzersizler, germe egzersizleri ve güçlendirme egzersizlerine geçilir. Fizyoterapi ile manuel tedavi birlikte uygulandığında, sadece egzersiz uygulanmasına göre daha belirgin bir şekilde ağrıyı ve fonksiyonel kaybı iyileştirdiği gözlenmiştir. Manuel tedavinin yumuşak dokulardaki (kas,bağ,tendon,eklem kapsülü) kısalan yapıların uzaması, problemli bölgeye kan akışının artması, oluşan yapışıklıkların açılmasını hızlandırmak ve dokunu iyileşme kapasitesini arttırmak gibi bir çok olumlu etkisi vardır. Steroid enjeksiyonu hiçbir zaman tek başına omuz sıkışması sendromu tedavisi olmayıp, hastanın ya ilk gelişinde yapılacak olan fizyoterapide ağrı eşiğini düşürme amaçlı yada 6 haftalık fizyoterapi sonrası ağrı düzeyinde değişiklik olmayan hastalara uygulanması gerektiği kanıtlanmıştır. 

Evre 2 vakalarda da tedavi yine konservatiftir (ameliyatsız tedavi) Fizik tedavi,egzersiz programı, manuel tedavi (mobilizasyon,maniplasyon) ve gerekirse steroid enjeksiyonu uygulanır. Fizyoterapi ve egzersiz tedavisi alan evre 2 hastalarda 3 hafta – 6 ay arasında değişmekte olup bazı yayınlarda 18 aya kadar uzayabildiği de belirtilmektedir. Manuel tedavi ise bu evredeki hastalarda da tedaviye olumlu katkı sağlamakta, tedavi sürecini hızlandırırken tedavi süresini kısaltmaktadır. Genellikle hastalar 8-12 seansta rahatlamaktadır. (haftada 1-2 seans)

Evre 3 vakalarda yani kısmi veya tam rotator manşet yırtığı olan hastalarda,

a) Hasta ileri derecede yaşlı, düşkün ve rotator manşet primer tamiri güç ise konservatif (ameliyatsız) tedavi düşünülmeli, 

b) Konservatif (ameliyatsız) tedavilere cevap vermeyen ancak primer tamiri mümkün olan ve 3-6 ay geçmiş vakalarda ROM (eklem hareket açıklığı) arttırıcı egzersizler ve daha sonra cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi tedavi de artroskopik dekompresyon uygulanır. Ameliyat sonrasında da iyi bir fizik tedavi rehabilitasyon programı gerekir .